Darüşşafaka FTR

Darüşşafaka FTR’nin başında şimdi bir Darüşşafakalı var

Darüşşafaka Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin başhekimi Prof. Dr. Mehmet Beyazova, Darüşşafaka yıllarında geçirdiği bir hastalığın tedavi sürecinde sağlık personelinden gördüğü şefkatten etkilenerek hekim olmaya karar vermiş. Bugün büyük bir haz duyarak yaptığı mesleğini, “ailem” diye tarif ettiği Darüşşafaka’nın bünyesinde sürdürmenin mutluluğunu yaşayan Prof. Dr. Beyazova, Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’ni farklı kılan özelliğin, hastalara verilen şefkat dolu, güler yüzlü ve kaliteli hizmet olduğunu vurguluyor.

mehmetbeyazova_2708_1

Kuruluşundan bu yana ürettiği kaliteli ve güler yüzlü hizmeti geliştirerek sürdürmeyi ve bilimsel verilere dayalı güncel rehabilitasyon yaklaşımını etik kurallara sadık kalarak sunmayı misyon edinen Darüşşafaka Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin başhekimi Prof. Dr. Mehmet Beyazova’dan merkezin misyonu, merkezde sunulan tedavi olanakları ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık. Söyleşimizde ayrıca, Dr. Beyazova’nın ileri yaştakiler için sağlıkla ilgili tavsiyelerini ve Darüşşafaka yıllarında hekim olmaya karar veriş öyküsünü de konu aldık.

Merkezin hedefleri nelerdir?

Kuruluşundan bu yana ürettiği kaliteli ve güler yüzlü hizmeti geliştirerek sürdürmek ve bilimsel verilere dayalı güncel rehabilitasyon yaklaşımını etik kurallara sadık kalarak sunmak. Tüm çalışanlarımızın kendi alanlarında en iyiye ulaşmak için sürekli çaba göstermelerini ve güncel teknolojik olanakları kullanarak en uygun tedavi yaklaşımlarını sunmalarını çok önemsiyoruz. Merkezimizin hedefi, bazı yetilerini yitirmiş kişinin daha iyi bir yaşam kalitesine erişmesini sağlamaktır. Bu noktada hastayla kurulan ilişkinin büyük önemi var, çünkü hastanın yaşadığı sağlık sorunu hakkında yeterli düzeyde bilgilendirilmesi onun rehabilitasyona katılımını olumlu etkilemektedir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında teknolojinin rolü nedir?

Kaybedilen işlevlerin yeniden kazanılması veya kompanse edilmesinde teknolojinin önemi büyüktür. Robotik rehabilitasyon teknolojisi ülkemizde ilk olarak Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde kullanılmaya başlanmıştır. Halen iki adet Lokomat cihazı, uygun hastaların rehabilitasyon programına katkı sağlamak için kullanılıyor. Merkezde dikkat çeken bir başka özellik ise, hidroterapi olanaklarıdır. Su içinde egzersizler, hareket yeteneğini yitirmiş kişiler için yararlı etkiler gösteriyor. Denge ve üst ekstremite motor çalışmaları için bilgisayar teknolojisi de merkezde kullanılan önemli olanaklar arasında yer alıyor.

mehmetbeyazova_2708_3Merkeze daha çok hangi rahatsızlıklarla başvuruluyor?

Geniş bir yelpazede, çok çeşitli hastalıklarla bize başvuruyorlar. Ağırlıklı olarak nörolojik hastalıkların ve kas-iskelet sistemi sorunlarının yarattığı işlev bozuklukları ve ağrı önde geliyor. Türkiye’de genel olarak bel ve boyun ağrıları çok sık görülüyor. Halk arasında kireçlenme olarak isimlendirilen osteoartrit, bütün ülkelerde olduğu gibi özellikle yaşlı popülasyonunda en yaygın karşılaştığımız sağlık sorunu konumunda bulunuyor.

Bugüne kadar pek çok insan Merkezde gördükleri tedavi sonucunda daha iyi bir yaşam kalitesine kavuştu. Genel olarak nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Ekip olarak, olabilecek en iyi yaşam kalitesini sağlamak için çaba gösteriyoruz. Oldukça memnun geri dönüşler oluyor. Mesela birkaç gün önce okul çağındaki bir çocuk hastama hatırını sorduğum zaman, biraz da zor konuşuyor, “Doktor Bey, iyi ki bu merkezi yapmışlar” dedi bana… Küçük yaştaki bir hastamdan böyle güzel bir şey duymak beni çok memnun etti.

Merkezin güçlü tarafları nelerdir?

Ekip çalışması anlayışının yerleşik olması ve ekibi oluşturan elemanların bilgi ve beceri donanımının üst düzeyde oluşudur. Özverili, müşfik bir yaklaşım içinde hizmet verilmesidir. Bizim farklı oluşumuzu ortaya çıkaran belki de en önemli faktör hastaya gösterilen ilgi. Güler yüzlü ve ilgili bir hizmetimiz var. Bu durum da mutlaka iyileşme sürecine olumlu etki ediyor. Hastaların buradaki çalışmalara isteyerek, hatta dünkü çocuk hasta örneğinde olduğu gibi sevinerek gelmesi çok şeyi değiştiriyor tabii ki… Nörolojik rehabilitasyon konusunda çok iyi olanaklara sahibiz. Sadece ulusal değil uluslararası düzeyde yayılmış bir ünümüz var. En son haberleştiğimiz hasta, Kafkas ülkelerinden birinde yaşamakta. Azerbaycan’dan ve Ortadoğu ülkelerinden hastalarımız var. Halen tedavisi süren pek çok yabancı uyruklu hastamız var.

Merkezde ön plana çıkarmak istediğiniz yeni bir projeniz var mıdır?

Dünyada çok üzerinde durulan ama ülkemizde yeterince ciddiye alınmadığını düşündüğüm bir sorundan bahsetmek istiyorum: Yaşlıların düşme sorunu. Bizim ülkemizde de çok yaygın bir problem. Fakat gerek düşen kişiler, gerekse sağlık çalışanları tarafından ne yazık ki çok fazla önemsenmeyen bir sorun. Oysa hem ekonomik açıdan hem de yaşam kalitesi bakımından, kişiyi mevcut durumundan çok geriye götüren bu sorunun önlenmesi için yapılacak çalışmalar büyük önem taşıyor. Merkezimizde, bu konuda bir çalışma yapmayı tasarlıyoruz.

Öncelikle rezidanslarımızda kalan bağışçılarımızı bu sorun açısından taramayı ve düşme riski görülen veya zaten düşme sorunu yaşayan bağışçılarımızı bir anlamda düşmelere karşı daha donanımlı hale getirmek için bir program oluşturmayı hedefliyoruz. Başarılı olursak Darüşşafaka’ya çok katkısı olan rezidans bağışçılarımız için yararlı bir iş yapmanın gururunu da hep birlikte paylaşmış olacağız.

Merkezde tedavi edilen rahatsızlıklara sahip olmamak için insanlar çocukluklarından itibaren nelere dikkat etmeli?

Bizim hasta popülasyonumuzun etkilendiği olaylar; kazalar, beyin kanaması, kalp hastalıkları gibi sorunlar. Tabii çocukluktan itibaren insanın bunlardan mümkün olduğu kadar kendini koruması birtakım şeylere dikkat ederek oluyor. Beslenme ve spor gibi. Benim çocukluğumda spor çok kötü karşılanırdı, büyükler tarafından… Hiç önerilmezdi. Tam tersi, çocukların oyun oynamaları, spor yapmaları gelecek için çok önemli bir yatırım. Bunu teşvik etmek gerekiyor. Çocuklukta da kalmaması lazım. İş hayatı da genellikle masa başı tarzında oluyor. Böyle olduğu zaman da birtakım kas-iskelet sorunları ortaya çıkabiliyor. Bunu engellemek için düzenli spor yapmak gerekiyor. Hareket etmenin öneminden biraz daha detaylı bahsedebilir misiniz? Hareketsizlik, hastalıkları, sorunları davet ediyor. İnsan hareket için yaratılmış, muhteşem bir yapı. Bunun da sürmesi için, hareketin düzenli bir şekilde devam ettirilmesi gerekiyor. Sadece kas-iskelet sistemi değil, iç organlar da dahil, hatta sinir sistemi hareketlerden sorumlu olan bir sistem olmasına rağmen hareketlerden çok olumlu bir şekilde etkileniyor. Ama harekette de bir ölçü gerekiyor.
Çok aşırı hareketlilik de sıkıntı yaratabiliyor. Aşırıya kaçmamak gerek. Herkesin ölçüsü kendisine göre farklı olabiliyor. Bu konuda sağlık elemanlarının yol göstermesi önemli olabilir.

mehmetbeyazova_2708_2İleri yaşlarını mümkün olduğunca sağlıklı ve mutlu geçirmek isteyen kişilere tavsiyeleriniz var mı?

Olumlu yaşlanmaya yaşamın tümü üzerinden bakmak gerekir. Erken yaştaki iyi sağlık durumu, gelecekte kişinin fiziksel ve duygusal esenliğine katkı yapar. Düzenli olarak fiziksel etkinliklere katılmak, yaşlıların fiziksel ve duygusal sağlığına, daha iyi hareket edebilmelerine, düşme riskini azaltmaya ve gelecekteki hastalıklarını azaltmaya katkı yapar. Bunun için parkların, yürüme ve bisiklet yollarının ve spor alanlarının çoğaltılması gerektiğini düşünüyorum.

Yaşlılık çağı yaşamın önceki dönemlerinde gözden kaçırılmış ilgi alanlarında yaratıcı etkinliklerin zamanı olabilir. Yakınlık kurmak, arkadaşlıkları ve toplumsal ilişkileri sürdürmek olumlu yaşlanmada önemli etmenlerdir. Kuşaklar arası ilişkileri sürdürmek, birlikte çalışmak, bilgi ve birikimlerini genç insanlarla paylaşmak önemli bir toplumsal kaynak oluşturur. Bir gruba ait olma, insanın temel bir gereksinimidir, toplumu bir arada tutan, kenetleyen budur. Kişi bir değer taşıdığına, toplum yaşamında yer almaya hakkı olduğuna inanabilmelidir. Yaşlanma hızını genler ve fiziksel sağlık yanında, psikososyal etmenler de belirler.

Olumlu duygular bedenin kimyasal dengesini doğrudan etkileyebilir. Neşeli bir tutum yaşamda başarıyı arttırarak sağlığa katkıda bulunabilir. Yaşlanmayı yalnızca takvim yaşı değil, çevre ve yaşam biçimi de etkiler.
Sonuç olarak etkin ve olumlu yaşlanma politikaları ile şu sonuçlar hedeflenebilir:
• Kişilerin etkin birer vatandaş olmaları,
• Kişilerin bağımsızlıklarını, yaşam kalitelerini, kendi yaşamları üzerindeki yetkilerini korumaları,
• Sağlıklı yaşam süresinde uzama,
• Hareket zorluğu olan ve olmayan yaşlılar için kolay bir çevre,
• İş, eğitim ve yaşam boyu öğrenme fırsatı,
• Toplumla bağlantıların sürdürülmesi,
• Yaşlı kişilerin toplumdan destek ve saygı görmesi,
• Kuşaklar arası bilgi ve deneyim aktarımı, birlikte sürdürülen etkinlikler ve hizmetler.

Bir Darüşşafakalı olarak Darüşşafaka için çalışmak size neler hissettiriyor?

Benim için hakikaten çok büyük bir mutluluk. Kendimi her zaman Darüşşafaka’ya borçlu hissediyorum ve Darüşşafaka’yı bir aile ortamı gibidüşünüyorum. O nedenle elimden geldiği kadar bana yapılmış olan katkının, belki çok küçük bir bölümünü ortaya koyarak Darüşşafaka adına faydalı olmaya çalışarak borcumu ödeme çabası içerisinde hissediyorum kendimi.

Darüşşafaka yıllarınızdan bahsedebilir misiniz? Meslek seçimine nasıl yöneldiniz?

Biz, Darüşşafaka’da İngilizce eğitimin ilk başladığı yıl olan 1955 yılı öğrencileriyiz. Hepimiz çok iyi bir eğitim aldık. O yıllardaki sınıflar, okul dönemlerinde de hayatta da çok çok başarılı oldular. Ben lisede mimariyi gözüme kestirmiştim. Benden önce okulu bitiren ve mimarlık okuyan bir arkadaşımı sık sık ziyaret ediyordum. O ziyaretlerden birinde gözü kan çanağı gibi gördüm kendisini. Çok çalışıyordu, proje çiziyordu. Şimdiki gibi bilgisayar olanakları da yoktu. Çizimler elle yapılıyordu. Günde yalnızca iki ya da üç saat uyuduğunu söyleyince bana, mimar olmaktan vazgeçtim. Ama ondan sonra pek çok gecemin uykusuz geçtiği bir mesleğe girdim. Uyku sorununu hiç düşünmeden hekimliği seçtim. Bunda da Darüşşafaka’da lise birinci sınıf öğrencisiyken yakalandığım bir hastalığın tedavi sürecinde, sağlıkpersonelinden ve hekimlerden gördüğüm şefkatin payı vardır. Hekimliğin, insana yönelik, çok güzelbir hizmet olduğuna karar verdim. Hekimlik hayatım boyunca mesleğime ilişkin hiç şikâyetim olmadı. Sürekli büyük bir haz duyarak mesleğimi sürdürdüm. Halen de bu duygularla işimi elimden geldiği kadar iyi yapmaya çalışıyorum.