Darüşşafaka FTR

İnmede Akut Dönemde Rehabilitasyonun Önemi

beyazovaProf. Dr. Mehmet Beyazova
Özel Darüşşafaka Ömran Ve Yahya Hamuluoğlu
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi

Ülkemizde her yıl kaç kişin inme geçirdiğini belirleyecek güvenilir bilimsel çalışmalara gereksinimimiz vardır. Almanya’ya ait verileri(*) kullanarak bu sorunun yanıtını yaklaşık 185000 kişi olarak verebiliriz. Buna daha önceki yıllarda inme geçirmiş olanların yeni inmelerini de katarsak, yıllık inme sayısı 240000’e ulaşır.

 Her dört inmeden üçünün 65 üstü yaş grubunda olduğu bildirilmiştir. İnmeden korumanın önemi açıktır. Yüksek tansiyon, sigara kullanımı, egzersiz yapmama, fazla kilo gibi risk faktörlerini saptamak, uygun ilaçlar kullanmak ve yaşam tarzında gerekli değişiklikleri yapmak gibi damar hastalıklarını önleyici çabalar önemlidir.

İnme oluştuğunda akut tedavinin uygunluğu da ayrıca önemlidir. Bu amaca yönelik reperfüzyon sağlayıcı ve akut komplikasyonları önleyici inme merkezleri kurulmasına gereksinim vardır. Bu merkezlerde erken tanısı konabilen bazı olgularda damarların yeniden açılmasını sağlayan tromboliz tedavisi ile beyin işlevlerini hemen geri döndürmek mümkün olabilmektedir. Ülkemizde bu gibi olanaklara sahip ünitelerin sayısı sınırlıdır. Böyle olanakların bulunduğu merkezlerde bu hizmetin kaliteli bir düzeyde sürdürülebilmesi pek çok zorluk barındırmaktadır. Ayrıca inme geçirenlerin bu merkezlere zamanında ulaştırılması da çoğu zaman sağlanamamaktadır.

Nöroloji kliniklerinde akut inme tedavisi görüp eve dönmeye hazırlanan her dört olgudan en az birinde belirgin işlevsel bozukluk kalır. İşlevsel iyileşmeyi inmenin iskemiye mi yoksa kanamaya mı bağlı olduğu, beyaz cevherdeki yolların büyük çapta etkilenip etkilenmediği, hipokampusta veya bağlantılarında zedelenme olup olmadığı belirler. Yaşlıların bir kısmında şaşırtıcı düzeyde iyileşme olabilse de genelde işlevlerin düzelme düzeyi çok tatmin edici değildir. Önemli olan beynin rezerv kapasitesidir. İnme öncesinde beyinde subklinik vasküler lezyonların varlığı iyileşmeyi zorlaştırır. Daha önceki yaşamında aktivite düzeyi yüksek olan ve beyaz cevher hasarı fazla olmayan kişiler ise çok daha belirgin bir iyileşme gösterebilmektedirler. Bu bakımdan aktif bir yaşam sürdürmek toplumsal bir bilinç haline gelmeli, spor yapma ve diğer aktiviteler çocukluktan başlayarak her bireye benimsetilmelidir.

İnme rehabilitasyonunda kabaca üç dönem tanımlanabilir. Acil bakımı izleyen ilk dönem akut rehabilitasyon olarak adlandırılabilir. Bu dönemde yağun bakım da dahil, tıbbi tedavilere çok fazla gereksinim duyulur. Bu dönemin daha ileri evresinde hastanın aktif katılımı vardır, ama tıbbi tedavilere ve hemşirelik bakımına hala gereksinim vardır. İkinci dönem, hastanedeki akut tedavilerin tamamlanmasından sonra sürdürülen rehabilitasyon çalışmalarını kapsar. Darüşşafaka Rehabilitasyon Merkezinde daha çok bu dönemdeki hastaların rehabilitasyonu yapılmaktadır. Üçüncü dönemde ise eve, sosyal çevreye ve işe dönüş ile kazanılmış olan işlevlerin desteklenmesi, sürdürülmesi ve geliştirilmesi çabaları yer almaktadır.

İnme sonrası rehabilitasyonun başarısı rehabilitatif bakımın altyapısının var olup olmamasına ve acil tedavi döneminden itibaren uygulamaya konulmasına bağlıdır. Rehabilitasyon yaklaşımı erken dönemde başlatıldığında işlevlerin yeniden kazanılması daha kolay ve daha fazla olmaktadır. İnmeli hastaların en erken zamanda rehabilitasyona yönlendirilmesi gerekli ve önemlidir. Rehabilitasyon hizmeti veren birimler inme rehabilitasyonu açısından daha donanımlı bir duruma gelmek için çaba göstermelidirler.

(*) Knecht S, Hesse S, Oster P: Rehabilitation after stroke. Dtsch Arztebl Int 2011; 108(36): 600-6. DOI: 10.3238/arztebl.2011.0600